10 Haziran 2014 Salı

Partnerli Kanal Özellikleri

Partnerli Kanal Özellikleri


Partnerli kanal, youtube’un gelişmiş kanal özelliğidir. Partnerli kanallar, düzgüsel

kanallara nazaran birçok özelliği içinde barındırır, Kazanılan ücret,

* Partnerli kanal sahiplerinin 1000 yayınlanma başına almış olduğu ücret daha fazladır.

Normal bir kanalda 1000 gösterime oldukça azca ücretler alınırken, partnerlik

kanallarda kazanılan ücret Ü-5$’a çıkmaktadır.

* Arkadaşlar, partnerli kanalda telif almama durumu vs. var diye birçok şahıs

konuşmuş. Normal kanallarda iyi mi telif hakkı bildirimi geliyorsa, partnerli

kanalda da telif hakkı ihlali bildirimleri vs. geliyor. Şahsen denenmiştir :)

* Partnerli kanal, düzgüsel bir kanala gore daha çok emek istemektedir. Çünkü

sizlerinde bilmiş olduğu benzer biçimde, partner kanalların hedef kitlesi daha büyüktür. Daha

fazla kitleniz olur, daha çok kazanırsınız. Ancak daha çok emek vermeniz

gerekmektedir.

* Partnerli kanalda Banner kısımları vardır dostlar. Normal bir kanala gore,

Partnerli kanallarda banner ekleyebiliyorsunuz. Banner eklediğimizde,

kullanıcıları kanalımıza çekmek açısından mühim bir özellik.

* Partnerli kanalda daha çok kazanç sağlarsınız dostlar. Dışarıdan Partner

olmak yerine, Youtube üstünden partner olmak, öteki partnerliklere gore

daha kazançlı ve daha iyidir.

SONUÇ ! Youtube işine yeni girmiş, youtube’da kendini geliştirmemiş bir kişinin

partner kanal açması tavsiye edilmez.



Partnerli Kanal Özellikleri

5 Haziran 2014 Perşembe

Kamal Ataturk heykellerinin yapılmasından hoşlanmazdı yalanı

Sarayburnu Mustafa Kemal Atatürk Heykeli (Ü Ekim 1926)


Cumhuriyet ideolojisinin görselleştirilmesi yolunda atılan ilk adımdır. İstanbul Belediyesi tarafınca diktirilmiştir. Anıtın açılışını o devrin belediye başkanı, Şehremini Muhittin Bey (Üstündağ) görkemli bir törenle yapmıştır ve İstanbul halkı anıtı gecenin geç saatine kadar akın akın seyre gelmiştir.


Avusturya’lı heykeltıraş Heinrich Krippel 1925 senesinde Mustafa Kemal Atatürk anıtları yaptırılmak amacı ile Türk Hükümeti’nin davetlisi olarak Türkiye’ye geldi. 1938’e kadar on üç yıl Türkiye’de kalmış olarak Mustafa Kemal Atatürk heykelleri gerçekleştirmiş oldu.

Mustafa Kemal Atatürk sanatçıyı köşkte konuk ederek hazırlayacağı tüm heykeller için kendisine poz vermiştir. Krippel bu heykel ve anıtların ön emekleri ve taslaklarını Türkiye’de hazırladı. Bu taslaklardan tasarlanarak hazırlanan heykel kalıpları sanatçının Viyana’daki atölyesinde üretildi ve Viyana Birleşik Maden işletmelerinde bronza döküldü. Bu heykeller sonrasında parçalar halinde Türkiye’ye getirildi ve yerlerinde monte edildi.

(tr.wikipedia.org)

İstanbul ili Eminönü ilçesi, Sarayburnu’nda, Gülhane Parkı’nın denize yönelik giriş kapısının bulunmuş olduğu alanda Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için Samsun’a gitmek suretiyle gemiye binmiş olduğu yerde yapılmıştır. Kaynaklardaki bir başka bilgiye nazaran de; Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı’ndan sonrasında İstanbul’a ilk gelişinde burada karaya çıkmış, Harf Devrimi 9 Ağustos 1928’de burada halka açıklanmıştır. Cumhuriyet döneminde İstanbul’da meydana getirilen ilk Mustafa Kemal Atatürk Anıtıdır.

Sarayburnu’ndaki Mustafa Kemal Atatürk heykeli Avusturyalı Heykeltıraş Heinrinck Krippel tarafınca yapılmıştır. Heykel sanatçının Viyana’daki atölyesinde yapılmış, dökümü Viyana’da Birleşik Maden İşletmelerinde yapılmış, parçalar halinde Türkiye’ye getirilmiş ve heykeltıraşın denetiminde yerine oturtulmuştur. Yapımına 1925 senesinde başlanan heykelin açılışı Ü Ekim 1926’da yapılmıştır.

Heykel Ü m yüksekliğinde, yukarıya doğru hafifçe daralan mermer ve granitten dikdörtgen bir kural üzerindedir. Bu kural iki kattan oluşan dikdörtgen bir platform üzerindedir. Platformun birinci katına dört, ikinci katına da üç basamakla çıkılmaktadır. Ayrıca bu alanın çevresi 70 santimetre. yüksekliğinde alçak bir duvarla çevrilmiştir. Üçgen, kare ve altıgen motiflerle dekore edilmiş duvarlara birer metre aralıklarla birer metre yüksekliğinde üzerlerinde kubbeye benzer başlıkları olan sütunlar yerleştirilmiştir.


Mustafa Kemal Atatürk’ün heykeli bronzdan dökülmüş olup, Mustafa Kemal Atatürk burada sivil giysileri ile tasvir edilmiştir. Sol elini beline dayamış, sağ elini de aşağıya doğru uzatmıştır. Heykelin kaidesinin önünde Hattat Kamil Akdik’in yazısı ile “zamanı ihtilas 1336”, arka yüzünde heykelin dikiliş zamanı 1926, yan tarafında Cumhuriyet’in ilân zamanı yazılıdır.


İstanbul Belediyesi tarafınca diktirilen heykelin açılışı sonrasında Belediye yetkilileri Mustafa Kemal Atatürk’ten bir telgraf alır: “Muhterem İstanbul Halkının ilk kez heykelimi dikmek suretiyle gösterdiği yüksek kadirşinaslıktan ve resm-i küşat münasebetiyle hakkımda izhar buyurulan necip hissiyattan dolayı samimi teşekkürlerimi arzederim. Sözün bundan sonrası heykeltıraşlarındır.” (Gültekin Elibal, Mustafa Kemal Atatürk ve Resim-Heykel, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 1973, s.194.) Evet, sözün bundan sonrası heykeltıraşlarındır fakat heykeltıraşlar söz birliği etmiştir adeta ve hep aynı sözü yineleyeceklerdir.


SUNAY AKIN diyor ki;

Cumhuriyet’in ilanıyla beraber bizim kentlerimizin meydanlarında heykeller ilk kez görünmeye başladı. Onlardan doğal ki ilki de bir Mustafa Kemal Atatürk heykelidir. Bunu Avusturyalı heykeltraş Kristen yapar. Avusturyalı heykeltraş Kristen’in de sonu fazlaca hüzünlü. Kristen 2. Dünya Savaşı’nda bir hava bombardımanı esnasında ölüyor. Düşünsenize taşları yontarak o güzel ilk Mustafa Kemal Atatürk heykelini icra eden el, taşların altında kalmış olarak can veriyor.

“Benden sonrakiler bu duruşu örnek alsın”

Bu heykel Sarayburnu’na konuyor. Sarayburnu’ndaki heykel meydana getirilen ilk Mustafa Kemal Atatürk heykelidir. Oraya konan Mustafa Kemal Atatürk heykeli sırtını saraya ve Avrupa’ya dönmüş Anadolu’ya bakmaktadır. Mustafa Kemal Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkarken yola İstanbul’dan başlamaktadır. Geçiyor Anadolu’ya, devrimi gerçekleştiriyorlar ve sonrasında Türkiye Cumhuriyeti kurulunca İstanbul’a ilk Mustafa Kemal Atatürk heykeli konuyor. Saraya sırtını dönmüş, Anadolu’ya bakar bir halde Sarayburnu’na heykeli konuyor. Mustafa Kemal Atatürk der ki “Heykel durduğu yerle de bir şey anlatır. Heykelim orada olsun ki benden sonrakiler bu duruşu örnek alsın.”



Kamal Ataturk heykellerinin yapılmasından hoşlanmazdı yalanı

3 Haziran 2014 Salı

Youtube Altın Bilgiler 2

Her işin daima bir kuralı vardır. Youtube’dan para kazanmak için birçok kişi fikir ve iddaa atar ortaya. Bu bölüme gelen

bir kişi, kazancını arttırmak için neler yapılabilineceğini bu yazımızda öğrenebilir. Bu bölüm ile beraber kazanç arttırmayı

hedefleyeceğiz. Örnek bir deneme kanalı ile beraber, Haftada 23$’a yakın para kazandırdık. Ek fotoğraf aşağıdadır.

Buraya kadar geldik. Bu bölümden sonra, günlük kazandığımız kazancı arttıracağız.

Elimizde Eski tarihte açılmış bir kanal var ise, KÜÇÜK RESİM EKLEME özelliğinen faydalanarak videomuzun izlenme

sayısını arttırabiliriz. Youtube’da Milyonlarca izlenim almış kanalların yaptıkları arasında bu vardır. ÖRNEK olarak,

bir video attınız. Attığımız videonun başlık yazısı Ayla’nın gençlik yılları şeklinde. Bu videoya kendi bilgisayarımızdan

bir küçük resim seçiyoruz. Bu küçük resimin alakasız olması izlenim sayısını arttırır. Genelde birçok kanal sahibi,

Yarı çıplak fotoğrafları küçük resim seçerek izlenim almaktadır.

Kanalımıza video atmak istediğimizde, yurtdışındaki video haber sitelerini takip etmeliyiz. Bu videoları, Internet

Download Manager gibi bir programla bilgisayarımıza atıp, onu ingilizce yada videonun içerik diliyle aynı olacak

şekilde kanalımızda yayınlamalıyız. Bu şekilde kanalınızın sadece belli bir kitleye hitap etmemesi sağlayabilir,

Yurtdışı ülkelerinden de HİT alabilirsiniz. Şahsen benim açtığım kanalların %90’ı 10-15 ülke’ye hitap etmekte. Bu

şekilde video yayınlamamız, TBM oranını yani, tıklama başına verilen ücreti arttırmaktadır.

Başka kanaldan aldığımız bir videoyu yada bir televizyon programıyla ilgili video atarken, başlığa yönledirme yazısı

ekleyin. Örnek olarak : Yetenek Sizsiniz Türkiye Gürkan yarı final sadece Acunn.com ‹da şeklinde yönlendirme yaparsanız,

itiraz edebilirsiniz ki, Ben bu zamana kadar hiçbir şekilde uyarı vs. almadım. Bunun garantisi yok, ancak

uygulamakta fayda var. Yetenek Sizsiniz Türkiye, Survivor gibi programlardan çok ziyaretçi gelecektir.

Youtube ayarlarında, varsayılanlar kategorisi altında ayarlama bölümü vardır. Uzun vadede YOUTUBE işinde bulunacak

ve sürekli aynı kategoriye yoğunlaşmış kişiler için, varsayılanlar ayarı yapıldığında, Her video için tek tek

uğraşmak yerine, varsayılanlar otomatik olarak uygulanacaktır. Örnek olarak, yüklenen videoların kategorilerinin

varsayılan KOMEDİ kategorisi olarak değiştirilmesi, Yüklenen videoların etiketlerinin, Varsayılan ayarlardaki Etiketler

olması gibi.



Youtube Altın Bilgiler 2

Youtube Altın Bilgiler

Birçok kanal sahibi, daima yüklenilen videonun izlenim almamasından, kazandığı paranın çok az olmasından yakınmaktadır.

İlk olarak Youtube’a başladığımda, şahsen Youtube’dan ilk olarak para kazanmaya başladığımda, kanalımda 100 video

varken, toplam izlenim sayısı 20.000’di. Kanalına günlük olarak video atan bir kişinin izlenim almaması ciddi bir sorumdur.

Bu sorunla karşılaşmamak için, aşağıdaki önerileri yerine getirerek çözüme ulaşabilirsiniz. Böylece daha fazla

kazanabilirsiniz.

Kanalımıza video atmadan önce, atacağımız video’yu YOUTUBE’da aramalı, aynı videodan çok olmamasına dikkat

etmeliyiz. İzleyici olarak düşündüğümüzde, Şahsen ben, farklı kaynaklara daha çok merak duyar, Aynı türden videolar

yerine, konu ile ilgili diğer farklı kaynaklara da bakmak isterim. Bu şekilde yapmak, kanalımızın izlenim sayısını

arttıran en büyük etkenlerdendir. Bu yüzden bir video’yu kanalımıza atmadan önce,youtube haricinden bir siteden

video bulabilirsek, o sitedeki videoyu tercih etmeli ve o video’yu kanalımıza Upload etmeliyiz.

Etiket girerken, Kendimizi google’da hayal etmeli. Arama motoru Google’da o video’yu ne şekilde yazıp arayacağımızı

düşünmeli, bu şekilde etiket girmeliyiz. Etiketler, videolarımızı niteler şekilde olmalıdır. Aynı konuyla ilgili olan

birçok video için, Bir videoya o etiketten girebilirsiniz. Örnek olarak, Seçimlerle ilgili bir video yayımladınız, Etiketler

kısmına partilerle ilgili konularıda yazmalısınız. Örnek olarak, xxx seçim sonuçları, x partisi seçim adayları vs.

şeklinde


Youtube Altın Bilgiler 


Bir kanal sahibinin en kolay yoldan para kazanması için gerekli olan tek şey, Para kazanmayı etkinleştirmesi ve Kanalına

GÜNDEM videolarını atmasıdır. Herzaman dediğimiz gibi GÜNDEM videoları kısa yoldan para kazanmamızı

sağlamaktadır. Ancak bunun yanında, Örnek olarak İkiz Kuleler saldırısı gibi etkisi hala süren, devamlı konuşacak konuları

ele almalı, bu konularla ilgili kendimizin oluşturduğu videoları Youtube’a atmamız kazancımızı kat kat arttıracaktır.

Youtube’dan para kazanmak için, Adsense hesabı istemekte. Adsense hesabımız ile, Youtube kanal bilgilerimizin

farklı olması, bizim açımızdan en iyisidir. Kanalımızın herhangi bir durumdan dolayı kapatılması durumunda, Kazandığımız

tüm paranın yanmaması adına bu iyi olacaktır.

Kanal adı seçerken, Hangi kategoriye yoğunlaşacağımızı seçmeli, buna göre bir KANAL ADI seçmemiz, ziyaretçilerin

kanalımızı ziyaret etmesi ve SEO Açısından önemli bir unsurdur.

Bir kanal oluşturduktan sonra, sadece belli bir kesime değil, Tüm ülkelere hitap etmeli, hedefinizi yüksek tutmalısınız.

Sadece 1 ülkeden izlenim almak yerine, birçok ülkeden izlenim almak kazancımızı ve hedef kitlemizi arttıracaktır.

Başlangıç : Movie Maker ile başlayıp, Profesyonel olarak video efekt programları olan, Sony Vegas pro, Adobe After Effect

ile devam edilebilir. Kend6i videolarımızı yani ÖZGÜN videoları kanalımıza atmamız, kazancımızı arttıracak en büyük

UNSUR’dur.
BU YAZIDAN ÇIKARILACAK SONUÇ ! Özgün videolar, gündem videolarına göre daha
fazla para kazandırır. Özgün video oluşturmak, yalnızca sokağa çıkıp video çekmek değil,
1-2 resim ve Bir kaç satırdan oluşan metinlerle de özgün video oluşturulabilir



Youtube Altın Bilgiler

YOUTUBE KANAL Sahipleri için Öneriler

youtubeYoutube’a video atıldığında karşımıza birçok engel çıkmaktadır. Bunlar, Telif hakkı ihlali, eşleşen üçüncü taraf içeriği,

para kazanmaya inceleniyor yazısı ve daha birçok özellik. Bu yazımızda Telif hakkı ihlallerine takılmamayı, İNCELENİ-

YOR yazısı ve Eşleşen üçüncü taraf içeriği çıktığında neler yapılcağını ve bunların dahilinde, Kanal sahipleri için ALTIN niteliğinde

önerileri anlatacağız.
1 – Youtube Telif Hakkı ihlali : Youtube ile haşır neşir olanlar bilir. Ancak bunu da

başlangıç olarak anlatacağım. Öncelikle, Telif Hakkı ihlali, başka bir kanaldan, alınan

videoların kanal sahipleri tarafından telif hakkı alındıysa, bu videoları kanalımıza yüklediğimizde,

Telif Hakkı ihlallerine takılır ve bu videolar YOUTUBE tarafından kaldırılır

veya KANALIMIZ KAPATILIR. Telif hakkı ihlallerine takılmamak adına, ünlü müzik

gruplarının, müzik şirketlerinin vb. videolarını yüklememeliyiz. Bunlara örnek olarak,

muyap verilebilir. Muyap kanalındaki birçok müziğin telif hakkı alınmıştır.
2 – İNCELENİYOR : Birçok müzik şirketinin yada dizi, film, oyun kanalı tescilli kanaldır.

Yani artık markalaşmıştır. Markalaşmış bu kanalların videoları dolayısıyla Telif Hakkı

alınmış videolardır. Telif Hakkı alınmış videoları kanallarımıza yüklediğimizde İNCELENİYOR

yazısı ile karşılaşırız. İNCELENİYOR Yazısının bir diğer nedeni ise, Kanallarımıza

yüklediğimiz videonun kategorisinin yanlış seçilmeside söylebilebilir.
Çözüm : İNCELENİYOR Yazısı ile karşılaştığımızda, yüklediğimiz videonun BAŞLIK YAZISI’nı değiştirmeli ve kategorisini

değiştirmeliyiz. Bu şekilde yapılan birçok video’dan İNCELENİYOR Yazısı kalkmaktadır. İNCELENİYOR’un en kısa çözümü

budur. Ve tabii ki bunun garantisi asla verilmemektedir. Kanallara ve yüklenen videoya göre değişmektedir.
3 – Eşleşen üçüncü taraf içeriği : Bazı kanalların videoları TELİF’i alınmış şekildedir. Bu

videoları kanalımıza yüklediğimizde, Eşleşen üçüncü taraf içeriği ile karşılaşabiliriz. Bu

uyarıyı almamızın bir başka konusu ise, yüklediğimiz video, aşırı derecede çoğaltılmış

ise bu sorunla karşılaşabiliriz. Eşleşen üçüncü taraf içeriği yazılı videoları kanalımızdan

kaldırmak en doğrusudur. İlk video sahipleri YASAL HAKLARINI arayabilir.



YOUTUBE KANAL Sahipleri için Öneriler

O Olmasaydı Neler OLURDU ?

Bu vatan topraklarında işgal kalkmasaydı neler olurdu ?


1- Tüm Müslüman Alemini tek bayrak altında toplayan ve Siyasi gücü de içinde bulunduran hilafeti derhal kaldırırlardı.

2- Hemen eğitimimize müdahale edilir , gençliğin tarihlerini unutmaları bilmemeleri için harf devrimi yaparlar, ülkenin alfabesini kendi harfleri olan Latin- Grek harfleri yaparlardı.


3- Ülkemizin kendi takvimi olan hicri takvimi ortadan kaldırıp bir kilise takvimi olan Gregoryan takvimi olan Miladi Takvimini yürürlüğe koyarlardı.


4- Ülkemizin içinde var olan Kur’an esaslı yasaları kaldırır, onun yerine batının çeşitli yerlerinden ithal hukuk yasalarını bu ülkeye zorla dayatırlardı. ( Bu gün hala şeriattan korkan ve cahilliklerinden ”Şeriattan ALLAH Korusun ” Diyen Embesiller var.


(Medeni Kanunumuzu İSVİÇRE’den, Ticaret kanunumuzu ALMANYA’ dan,Ceza Kanunlarımızı İTALYA’ dan alırken, sayı numaralarına kadar sadık kaldığımızı biliyor muydunuz?)


5- Kılık kıyafet devrimi yapıp, her türlü kültürel asimilasyonla, ülkedeki insanları “Batının” olan kendi giyim kuşamlarına zorlar, ve bu kurallara uymayanları asarlardı, keserlerdi, idam ederlerdi.


lozan


6- Ölçü ve tartılarımıza varana kadar her şeyi değiştirirlerdi.


7- Her köşeye sömürünün diğer adı olan faiz kurumlarını “Bankaları” koyarlardı. ( Hatta Hindistan müslümanlarının bu işgalden kurtulun yine dünya müslümanlarına ağabeylik yapın diye gönderdiği paralarla da İŞ BANKASINI kurarlardı..)


8- Tatili cumadan pazara alırlardı. İş saatlerini ve eğitim saatlerini kendi “dini” tatil günlerine göre ayarlarlardı. (Allah Kur’an da Müslümanlara Cuma gününü tatil yapmış ya o yüzden İngiliz ve Yunanlılar bunu zevkle yaparlardı herhalde?)


9- Camileri ellerine geçirip oraya namaz kıldırma memurları koyup islamı değilde istedikleri dini, islam diye halka yuttururlardı.


Bu gün her TV programında g. b. açık sunucuların önünde bir din adamı millete islamı öğretmeye çalışıyor.


(Bunun için de “Kuran’ ı anla ey millet” maskesi altında, Kuranı Türkçeye tercüme ettirirler, kafalarıdan yorumlar yaparlardı ve bu şekilde TEFSİR ilmini, arz üzerinden kaldırmış olurlardı)


10- Bu ülkede güzellik yarışmaları düzenlediler, halkı ahlaki olarak yıkmak için, bu ülkenin kızlarının güzelliklerini kullanmanın ve faydalanmanın yollarını aratırlardı.


11- Kendi gibi olmayanları “Uygarlık Dışı” barbar ilan eder. Sokaklarda ve kamu kurumlarda, okullar’da, baş örtüsünü yasaklarlardı. (dedik ya; Allah Kuran da müslümanlara ne emretti ise tersini yaparlardı. Değil mi tesettür de kuran da emredilmiş?)


(Bu Gün hala BANA YOBAZ GERİCİ ÇAĞDAŞ olmayan vs vs. bir çok yakıştırmalar da bulunurlar. Hiç bir zaman gocunmadım.)


12- Dini devlet eliyle hutbelerden kullanıp, buna hayır diyenleri köktenci diye yaftalarlardı.


13- İslami eğitim kurumlarının hepsini kapatıp, onların yerine kendi ideolojilerini yansıtan eğitim kurumlarını bu ülkeye enjekte ederlerdi.


14- Genelevleri açıp birileri kapatmasın diye İçişleri bakanlığına bağlarlardı.(Hem iyide vergi getirirdi ha.. Böyle bir pisliğin önünü açmışsın, sürüm de çok olurdu, ciro da?)


İDDAA , at yarışı , milli piyango , genelevler hala devlet kontrolünde. Son olarak TEKEL’i Özelleştirdiler diye millet ”-Ülkeyi satıyor” die bi taraflarını yırttılar.)


15- Ankara’daki Osmanlı arşivlerini yakarlardı, yıkarlardı, ulaşımı yasaklarlardı, ve bu arşivleri kendi başkentlerine getirirlerdi.


Şu anda Recep Tayyip Erdoğan kalan arşivleri millete sunmasaydı hala GERÇEK TARİH den bir haberdik.


16- Birçok etnik unsuru içinde barındıran Osmanlının içten içe kendisini eritmesi ve birbirine düşmesi için “Ulus Devlet” fikrini yürürlüğe koyar, herkesi kendi alfabelerini kullanmaya, kendi dillerini kullanmaya zorlarlardı. Bu yolla yıllarca kardeş yaşayan halkları, Kürt’ü-Türk’ü-Laz’ı birbirine düşürürlerdi.


Osmanlı Devleti nin Yerine Kurulan TÜRKİYE Cumhuriyeti Büyük hatadır. Hata Olan Türkiye ismidir.


17- Her alanı Allah’tan bağımsızlaştırırlar, Allah’ın emirlerinin etkisini her alandan kaldırmaya yürürler, insanlara Allah yokmuş gibi düşünmeyi öğretirlerdi.


18- Dizileriyle, filimleri ile , İslam’ı kötülerler insanları müslüman kardeşlerinden ve tarihlerinden utanacak hale düşürürlerdi.


19- Yılbaşı,çam ağacı gibi hristiyan geleneklerini bu ülkeye enjekte eder, Yunanlı mitolojij tanrıcıkların günlerini bu ülkeye propoganda ve reklam ederlerdi, (Sevgililer Günü Vb)


20- Açık açık kürsülerden Allah’ı inkar eden propagandalar ve konuşmalar yaparlardı.


Bunlar aklımıza ilk olarak gelenler . Ama şunlarda olabilirdi diyebilirsiniz.


1- Herkesi Öldürürlerdi, diyebilirsiniz ama kapitalist akıl böyle çalışmaz. Mal sattığı ticaret yaptığı gelir kazandığı, emeğini sömürdüğü insanları kimse öldürmek istemez. Onları öldürmek, gelir kapısını kapatmak olur. Kapitalistler ve emperyalistler için insanların ölüsü para etmez. Zaten işgalin amacıda buydu. Osmanlıyı Yıkmak .


Bu ülkede hiç bir TARİH KİTABINDA hiç kimse ” İŞGALİN SEBEBİ DE BUYDU ” demedi.


Kimsede bu soruyu sormadı.


Peki Osmanlı devleti Yıkılınca ne olacaktı ?


Şu anda tüm doğal zenginlikler MÜSLÜMAN TOPRAKLARI İÇERİSİNDE. Bu topraklarda tek bir devlete bağlıydı OSMANLI DEVLETİ.


Osmanlı Devleti Yıkıldı. Topraklar dağıltıldı. Şu an bu topraklarda ÖVE ÖVE bitiremediğiniz batı devletleri var. Dünya’nın EN BÜYÜK ENERJİ KAYNAĞI PETROLDÜR. Petrol kaynaklarının %70 i Müslüman ülkelerden çıkmaktadır. 1 tane müslüman ülke  gösterin bana gelişmiş !!!


2- Kızlarımıza ve hanımlarımıza tecavüz ederlerdi, ana babası belli olmayan “p..” diye nitelendirilen nesiller doğardı diyebilirsiniz.Kızlarımız genel evlerde turistlere pazarlanıyor. Ama bunlar zaten Antalya’da bodrumda gönüllü olarak oluyor.Artık bunları dizilere kadar her yerde ayan beyan yapıyorlar. Bazı bölgelerde “Fuhuş” sokaklara kadar indi. Annesi ve babası belli olmayan bir nesil yetişiyor.Biz bu tarihe kadar “Bakire” kız ve “Bakir” damatlarla övündük! Elhamdülillah bunlar nadirde olmadı. Ama bu gidişin açılan bu çığırın nereye gittiğini ve bundan sonraki senelerde durumun nasıl olacağını siz düşünün?


3- Camileri yıkarlardı diyebilirsiniz, “EVET” yapabilirler miydi bilmiyorum ama en azından yıkılan camilerin içinde ölürdük , özgür düşünceyi yasaklarlardı derseniz yakın birkaç on sene öncesine bakmanız yeterli, Bizi bilim ve teknooljide bir adım attırmazlardı diyebilirsiniz. Zaten bu ülkede Bilim ve Teknoloji adına ne yapılsa ya öldürülüyor yada beyin göçü yoluyla sömürülüyor.(Aselsan Mühendisleri- Dış ülkelere kaçan genç beyinler)


4- Doğal kaynaklarımız sömürürlerdi diyebilirsiniz. Zaten savaş sonrası gizli anlaşmalarla şu anda doğal kaynaklarımızı kullanamıyoruz. Ülkemiz her sloganda “doğal kaynakları çok zengin bir ülke” ama kimsenin faydalanamadığı doğal kaynaklar.


MERAK ETMEYİN O OLDUĞU İÇİN BUNLARIN HİÇ BİRİ OLMADI !!!!!



O Olmasaydı Neler OLURDU ?

1 Haziran 2014 Pazar

Tunceli'de Kominist Parti

Öyle bir nesilden geliyorum ki, kırk yıl önce birine “bu memlekette günün birinde Türkiye Komünist Partisi seçimlere girecek ve hatta bir ilçede kazanacak bile” deseydi,cevaplar muhtemelen “Citroen” olurdu .

O zamanlar Türkiye’de demokrasi olduğu için TKP yasa dışıydı.
Şimdi Tayyip diktası olduğu için TKP Tunceli’nin Ovacık ilçe belediyesini kazandı. (Ülke genelinde oy oranı yüzde 0.04)

“Ovacık diye bir yer” diyecektim, ayıp olur diye vazgeçtim.
İmdi… Fatih Mehmet Maçoğlu Yoldaş orada acaba ne gibi komünistlikler yapacak? (“Sayın Maçoğlu” demek herhalde hakaret olur.)
Tuncelide Kominist Parti
Ovacık’ta metro yok ki Sırrı Süreyya gibi halkı bedava bindirsin…
Acaba toprakları mı devletleştirecek, pardon, belediyeleştirecek?
Ovacıklı kapitalistlerin üretim araçlarına mı el koyacak, Ovacık zenginlerinin altınlarına mı?

Terzi Fikri’nin Fatsa’da yaptığı gibi halka pasaport mu çıkaracak, ilçeye giriş-çıkışlar için “özel kimlik” mi yaptırıp dağıtacak?

Değerli yoldaş hiçbir şey yapamayacak. Ağıllara mezralara “Mustafa Suphi Tarım Merkezi” falan gibi isimler koymaktan başka.

Ama basında birçok zevzeğe “Ovacık deneyi” üzerine sayfalar döktürme olanağı sağlanacak. Lenin’e selam, deneye devam.

NATİONAL-SOZİALİSMUS

Gene bunun gibi, kırk yıl önce birisi çıkıp da bu sefer bana “günün birinde paşalar Maocu olarak bilinen partiye destek verecekler” deseydi gülmezdim bile…

Seçimden birkaç gün önce bazı muhalif gazetelerde yarım sayfalık bir ilan yayınlandı.

Korgeneralden teğmene uzanan rütbelerde tam 144 emekli subay, “seçimde İşçi Partisi’ni desteklediklerini” açıkladılar. Bu komutanlar arasında Levent Ersöz ve Veli Küçük gibi ünlü isimler de vardı.

Gerekçe olarak “İP’nin karanlık bir dönemin aydınlık tek yüzü” olması gösteriliyordu… Bu parti “Atatürk devrimlerinin açtığı aydınlık yolun meşalesiydi” bu komutanlara göre.

İşçi Partisi’nin pazar günkü seçimde Türkiye genelinde aldığı oyun oranı yüzde 0.14 oldu.

İstanbul adayı sevgili dostumuz Levent Kırca da kendi partisini aşarak yüzde 0.17 oy topladı.
Böylece bazı çok değerli emekli subaylarımızın “toplumdaki ağırlığı” da ortaya çıktı. 
Vatana selam, ucuz rakıya devam.



Tunceli'de Kominist Parti

1913 Büyük Darbe

Ülkemizde darbe geleneğinin başlangıcı kabul edilen Bab-ı Ali Baskını‘nın bugün tam 100. Yılı…

Bir kişi öldürürseniz katil, binlercesini öldürürseniz kahraman olursunuz derler… Ülkemizde buna benzer bir sürecin ilk adımı 100 sene önce bugün yaşandı…

Güpegündüz Sadaret (başbakanlık) makamına silahlı baskın verip hükümet üyelerinden bazılarını öldüren, sadrazamın (başbakanın) önüne kağıt koyup “istifa dilekçeni yaz” diye eşkiyalığın tam da 100. Yılı bugün…

Bab-ı Âli Baskını, 23 Ocak 1913‘te, Balkan Savaşı’nın yenilgiyle sonuçlanacağının anlaşıldığı günlerde Bulgar orduları Edirne ve Çatalca önlerindeyken yapıldı. İttihat ve Terakki Fırkası’nın önde gelen ismi Binbaşı Enver (Enver Paşa), yanında çalıştığı Harbiye Nazırı (Genelkurmay Başkanı) Nazım Paşa’nın makamını, yanında fırkanın silahşörlerinden Yakup Cemil ve adamları olduğu halde bastı.

Baskın şu şekilde başladı…

Meclis-i Vükelânın (Bakanlar Kurulu’nun), şu an İstanbul Valiliği olarak kullanılan Bâb-i Alî‘de toplantı halinde bulundugu sırada, o yıllarda İttihâtçıların genel merkezi durumunda olan, sonrasında yakın zamana kadar Cumhuriyet gazetesi tarafından kullanılan bina çevresinde toplandılar.


1913

(O gün yalan bir dedikodu ile Edirne’nin Bulgarlara bırakıldığı açıklanacak ve böylece halkı galeyana getirmek kolay olacaktı. Halbuki Kamil Paşa Hükümeti, Edirne’yi Bulgarlara terk etmemeye karar vermişti. Ama İttihatçılar darbeden hemen sonra kendileri Edirne’yi hemen Bulgarlara verdiler…

Ne kadar tanıdık senaryolar değil mi? Halkın galeyana getirecek konu bulunması, 12 Eylül darbesinden hemen sonra Yunanistan’ın NATO’ya girmesine onay verilmesi vs.. vs… Hep aynı oyunlar…)

Biz yine devam edelim 100 sene evvel tam bugün ne olduğuna…

23 Ocak 1913 günü hava soğuk ve yağışlıydı. Önce Babıâli’nin telefon ve telgraf bağlantısını kestiler. İçerideki işbirlikçiler vasıtasıyla Babıâli’yi korumakla görevli bölük eğitim bahanesiyle dışarı çıkarıldı… (1993′teki Sivas Katliamında da askerler otel ateşe verilmeden az evvel oradan uzaklaştırıldı. Halbaki havaya 2 el ateş etselerde kalabalık dağılacak durumdaydı ama bu istenmedi)

İttihatçıların Alman ve Avusturya elçiliklerini de durumdan haberdar ettikleri anlaşılıyordu, çünkü bu iki ülkenin elçisi de olay yerinde hazırdı.

İttihatçılar saat 15.00 civarında, Talat Bey’in (ünlü Talat Paşa) emriyle yola koyuldular. Enver Bey (Enver Paşa) en önde at üzerindeydi. Etrafında iki yüze yakın fedai ile yola çıktı.

Ellerinde küçük bayraklar olan baskıncılar Cağaloğlu tarafindan, “Yaşasın Enver Bey, Yaşasın Millet” bağırtılarıyla Bâb-i Ali’ye yürüdüler. Talat Bey, daha önce gelerek bir kaç zabit ile beraber içeri girdi.

Enver Paşa atından inip merdivenlerden çıktı ve adamlarıyla içeri girdi. Baskının en kanlı safhalari dış sofada cereyan etti. Hepsi silâhli olan baskıncılar, gürültüyle sofaya girdikleri sırada kendilerine silâh çeken sadâret yaveri Nafiz Bey’le, harbiye nezâreti yaverlerinden Kıbrıslı Tevfik Bey’i, sadâret dâiresi kapısında duran iki nöbetçi askeri ve isimleri bilinmeyen diger 6 kişiyi öldürdüler. Kendilerinden de Mustafa Necip Bey isminde biri öldürüldü. Dış sofada on kişiyi öldüren çeteciler, başlarında Talat ve Enver oldugu hâlde iç sofaya girdiler.

Baskında Harbiye Nazırı (Genelkurmay Başkanı) Nazım Paşa öldürüldü.

Daha sonra Sadrazam (Başbakan) Kamil Paşa’nın makamına giden baskıncılar, sadrazamı silah zoruyla istifaya zorladılar. Bu olay İttihat ve Terakki’nin yönetime el koymasına giden yolu açtı.

Osmanlı İmparatorluğu’nun 1914′te I. Dünya Savaşı’na Almanya safında girişi ve ne yazık ki dağılmasına giden gelişmeler zinciri de böyle başladı. Koca imparatorluk böyle battı… Milyonlarca Mehmetçik bu oyunlar yüzünden şehit oldu…
Bâb-i Alî baskinindan sonra devlet İttihât ve Terakkî çetesinin eline geçti. Örfî İdare (Sıkıyönetim) ilân edildi.

İttihât ve Terakkiye muhalif olan kimseler tutuklandılar. Bekir Aga bölügü denilen askerî tevkifhaneye (tutuk evine) gönderildiler. Sultan ikinci Abdülhamîd Han’a müstebid hükümdar, kizil sultân diyen ve onun basina sansür uyguladigini iddia eden ittihâd ve Terakki mensuplari, muhaliflerini tutuklamakla kalmayıp, basına sıkı sansür koydular. Kurduklari darağaçlarinda masum kimseleri bir bahaneyle îdâm ettiler.

Denilebilir ki, o dönemde gerçekte ne olup bittiğiyle ilgili perdeleme olayı uzun yıllar devam etti. O kadar ki, Sarıkamış’ta 90 bin askerin donarak şehit olduğu haberi bile uzun zaman saklandı.

Şu an Silivri’de sürmekte olan davaları sulandırmak isteyenler ve sanki bu ülkede bu tür olaylar hiç yaşanmamış gibi saf ayaklarına yatanlar, İttihatçıların günümüzdeki uzantıları olduğunda kuşku yoktur… Ellerine fırsat geçse aynı yolun yolcusu olacaklarında da tereddüt yoktur… Balyoz Darbe Planı da bunun örneklerinden biridir…

100 sene önce gerçekte ne olduğunu bilmeden, ülkemizin 100 yıllık darbe ve cuntacılar döneminin genetik kodlarını çözmek mümkün değildir

23 Ocak 1913 tarihi asla unutulmamalıdır…



1913 Büyük Darbe